Eskişehir Gezisi

e11

Yıllar öncesinden gitmiştim Eskişehir’e… O zamanlar pis kokulu ve kirli renkli Porsuk Nehri ve onun dalları, Eskişehir’in kötü simgeleri idi. Sonrasında Açık Öğretim Fakültesi ile ön plana çıkan Anadolu Üniversitesi ve ardından açılan Osman Gazi Üniversitesi ve çok sayıda ek binalar ile büyüyen ve modernleşen Eskişehir’e, sonradan belediye başkanı olan ve şehrin artık bir Türkiye şehri, bir Avrupa şehri değil de Dünya şehri olmasına vesile olan Yılmaz Büyükerşen… Porsuk Nehri üzerinde birçok Avrupai köprüler, nehirde akıntıyı azaltmaya yarayan bariyerler, gondollar ve tekneler ile yapılan nehir turları, nehir kenarındaki çok sayıda kafeler ile Eskişehir artık eski bir şehir değil… Şehirde yapılan yeni ve lüks oteller, geniş ve çok şeritli otoyollar, geniş park ve oyun alanları, deniz kumsalı, lüks ve gösterişli mekanlar, restaurantlar, alışveriş merkezleri, yer altı ve yer üstü tren ve metro hizmetleri, Odun Pazarı bölgesinde otantik evleri, takı işleri, heykelleri ve balmumu heykelleri …

Bu girişten sonra eşim Yasemin ve oğlum Toygun ile İzmir Ödemiş’ten Eskişehir’e 5 saatte vardık. Otelimizi her zamanki gibi booking.com üzeriden ayarlamıştık. Divan Express Oteli. Çok güzel ve lüks otelde oda kahvaltı konsepti ile kaldık. Cumartesi sabahı 11.00 civarlarında otelimizden Eskişehir’in kalbi olan Doktorlar Caddesi’ne ilerleyerek Pino’da special Pino Hamburgerinin tadına baktık. Rus salatası ile yapılan bu hamburger, hiç de yapay değildi. Gerçekten de çok lezzetli idi.

rsz_imag5194

 

Karnımızı tıka basa doyurduktan sonra ana caddeler üzeriden ilerleyerek önce Porsuk Nehri’ne ve üzerlerindeki köprülere baktık. Tekneleri, gondolları ve nehri hayranlıkla izledik. Şehir cumartesi olmasına rağmen oldukça sakindi. İnsanlar da genel olarak saygılı ve medeni idiler. Kısacası keşmekeş yoktu.

Eskişehir’in ünlü bozacısına gittik. Karakedi Bozacısı.. Bozası muhteşemdi. Ekşi tadı nedeni ile pek de sevmediğim boza, burada çok farklı ve lezzetli idi. Fiyatı da çok uygundu.

IMAG5201

Oradan da önce Hamam Yolu’ndan çarşı içinde ilerleyerek trafiğe kapalı ve sadece ama sadece yayalara açık yolda sakin ve huzurlu şekilde yürüdük. Evet sadece yayalar, motorsiklet ya da bisiklet dahi yoktu.

Odun Pazarı Bölgesi’nde ulaştığımızda çok şaşırdık. Çünkü burası oldukça büyük bir mahalle. Evler de birbirinden dekoratif, güzel ve mimarisi ile uyumlu renklerde, rengarenktiler.

rsz_1e11

Burada met helvasının tadına baktık ve hediyelik olarak aldık. Değişik aromalar ile tatlandırılmış, preslenmiş, pişmaniye benzeri tel tel helvalar… Çok lezzetli idi.

e5

e6

Hava buz gibi. Ancak ara sokaklarda gezmek çok güzeldi. Bir kahveye gidip oturduk. Hem ısındık hem de lezzetli çaylarının tadına bakmış olduk. Ben de bir ara çıkıp fotoğraflarımı bile çekebildim. Atlıhan Pasajı hemen yanı başında idi. Orayı da gezdik. Takı ve lületaşı üzerine ağırlık vermiş dükkan ve mağazaların olduğu bir pasaj.. Lületaşı bu bölgeden çıkarılan çamur gibi yumuşak, beyaz kirli kahve renkte. İşlenmesi çok kolay olan bu taşı şekillendirip bazı işlemlerden geçirince zaman içinde sertleşerek taşlaşıyormuş.

e10

Artık otelimizden çok uzaklaştık. Taksi ile bile neredeyse 20 dakikada otelimize ulaştık. Yürüdüğümüz mesafeyi siz düşünün !!

Otelimiz aslında çok güzel bir yerde idi. Özdilek ile yan yana idik.

Biraz dinlendikten sonra yine yürüyerek akşam yemeği yemeyi planladığımız 222 isimli büyük bir kompleks içinde, girişte güvenlik taramasından geçilerek içeri alınan 5 mekandan oluşan bir restauranta girdik. Sish.. Ben T-Bone, Yasemin ile külbastı yedik. Et yemekleri harika idi. Fasıl da vardı… Bir de en önemlisi restaurant tıka basa dolu, ancak en yaşlıları ben ve Yasemin’dik. Çünkü tamamı üniversite öğrencilerinden oluşan Anadolu Üniversitesi Endüstri Mühendisleri Külübü öğrencilerinin yemeğine denk gelmişiz… Onlarla birlikte eğlendik, tanıştık ve dostluklar kurduk.

1459061330192

Buz gibi havada yürüyüp otelimize vardık, dinlendik. Otelde kahvaltımızı yaptık. Yine merkez caddelerinde gezdik Eskişehir’in… “Çiğbörek nerede ve ne zaman yemeliyiz ?” derken Papağan’ı bulduk. Eskişehir’in en eski ve en lezzetli çiğbörek yapan lokantası imiş. Tanesi 2 tl, bir porsiyonda 5 adet var ve fiyatı 10 tl. Kıymalı bişi.. Ve çok lezzetli ve hafif idi.

1459096435764

Deniz kumsalını da görmek lazım… Otogar’ın karşısındaki park alanı içinde deniz ve kumsalını da gördük Eskişehir’in. Dönüş yolculuğuna geçtik. Önce Seramik Şehri ve Germiyan Şehri  Kütahya’da kısa bir şehir turu attık. Sonra da yaklaşık 3 saat sonra Ödemiş’te, evimizdeydik..

Hoşçakalın.

Tarkan Kızartıcı

 

3 Comments

Add Yours →

Güzel yazınız için teşekkür ederim. Bir Eskişehirli olarak çok beğendim. Yalnız sanırım gezmeyi ağladığınız yerler var. Öncelikle kurşunlu cami ve Osmanlı evini atlamışsınız sonra, bağlar ve neo alış veriş merkezini atlamışsınız. Son olarak da hamamcılar sokağı değil Hamam Yolu diye adlandırılır sizin gezdiğiniz bölge. En önemli anladığınız yerlerden biride Sazova Parkıydı ki fotoğraf çekimi için bu yerleri kaçırdığınızda üzüleceğine eminim. En kısa zamanda yine bekleriz.

Güzel yorumlarınız ve katkılarınız için çok teşekkür ederim. Sonraki ziyaretimde eksik yerlerini görmeyi mutlaka isterim Eskişehir’in.. Çünkü beni büyüleyen bir yer oldu. Çok beğendim.

We really enjoyed our visit to Eskişehir, and reading your article has sparked lots of nice memories. It will be a useful guide for anyone visiting this beautiful city. Thank you for sharimg it.

Bir cevap yazın