Kiev Ukrayna Gezisi

Kiev Ukrayna Gezisi

İsterseniz öncelikle Kiev ile ilgili bazı ön bilgileri vereyim. Sonrasında da benim tecrübelerim ve gezim ile ilgili notlarımı sizlerle paylaşayım. Ne dersiniz?

 

Ukrayna’nın başkenti olan Kiev (Kyiv) yaklaşık 3 milyon nüfusa sahiptir. Efsaneye göre şehrin, Kiy, Şek ve Horiv adında üç kardeş ve kız kardeşleri Libed tarafından kurulduğuna ve en büyük kardeş olan Kiy’in adını aldığına inanılıyor. Böylece Kyiv Kardeşler tarafından 484 yılında Dinyeper (Dnipro) Nehri’nin etrafına kurulmuş yaklaşık 1500 yaşında oldukça yaşlı bir şehirdir. Büyük köprüler ile iki taraf birbirine bağlanmıştır. En tanınmış olanı 6 şeritli olup ortasından da tren ve metronun geçtiği Darnyts’kyi Köprüsü’dür.

Kiev’in para birimi Grivna’dır.  1 Türk Lirası 5.46 Grivna’dır. Ortalama gelir 200 dolar civarlarında.

Kiev’in resmi dili Ukraynaca’dır. Ancak şehirde yaygın olarak Rusça da konuşulur.

Kiev’e Türkiye’den gitmek için vize gerekmez. 1 Ağustos 2012’den itibaren kaldırılan vize uygulaması sayesinde sadece pasaportla şehre giriş yapmanız mümkün.

Karasal iklimin görüldüğü şehirde yazları oldukça nemli ve sıcak, kışları ise soğuk geçer. Ocak ve Şubat aylarında hava sıcaklığı sıfırın altına düşer. Bu durumda şehri ziyaret etmek için en iyi zaman, şehrin yeşillikler içinde çiçeklerle bezendiği ilkbahar ve yaz aylarıdır.

İstanbul’dan Kiev’e Türk Hava Yolları ile direkt uçuş imkanı var. İstanbul-Kiev arası uçakla yaklaşık 2 saat sürüyor. Şehir merkezine uzaklığı 38 km olan Borispol havaalanı uluslararası uçuşlar için kullanılır. Havaalanından şehir merkezine Marshurutka adlı minibüslerle ulaşabilirsiniz. Ayrıca Skybus olarak bilinen otobüslerle de 1 saatte şehir merkezine varmanız mümkün. Havalimanından tren istasyonuna ulaşmak için ise shuttle servisleri var. Bu servislerle Kiev Pasazhyrskyi merkez tren istasyonuna kadar gidebilirsiniz. Yaklaşık 40 dakika süren Shuttle servisinin fiyatı 5 tl dir. Şehre taksiyle gitmeyi tercih ediyorsanız 30 km’lik mesafe için 50 dolara yakın bir ücret ödemeniz gerekebilir.  Aslında bu mesafe için talep edilmesi gereken tutar 20 doları aşmamalıdır. Ancak pek çok yurt dışı şehrinde olduğu gibi burada da taksiyle ulaşım biraz pahalı.

Dünyanın en büyük metrolarından birine sahip olan Kiev’de, en yaygın ulaşım aracı metrodur.  Tramvay ve troleybus ise ondan sonra gelir. Yerin oldukça altında bulunan metro, Avrupa’nın en alçak metrolarından ikincisidir. Bir rivayete göre Soğuk Savaş Dönemi’ndeki saldırılara karşı halkın sığınacağı yer olarak yapılmıştır.

Gezi Notlarım

06 Haziran 2018 Çarşamba günü İstanbul’dan yaklaşık 2 saatlik bir uçak yolculuğu ile Kiev Borispol Havalimanı’na ulaştık. Küçük bir havalimanı. Türkiye’deki çok büyük havalimanlarını gördükten sonra bana oldukça küçük geldi doğrusu. Havalimanından otobüslerle konaklayacağımız 5 yıldızlı Premier Palace Hotel’e ulaştık. Otel oldukça merkezi bir yerde. Saat farkı olmamakla beraber otelde aldığımız akşam yemeğinden sonra hava kararmıştı. Hava karardıktan sonra cadde ve sokaklar oldukça boş olduğundan ıssız sokaklarda yürümek yerine otele dönmeyi tercih ettim.

Perşembe günü beni gerçekten çok etkileyen II. Dünya Savaşı Müzesi’ne gittik. Rodina Mat (Motherland) Heykeli devasa.. Önceleri daha yüksekken heykel 102 metreye indirilmiş. Çünkü şehrin en yüksek manastırının kule yüksekliği 105 metre olduğundan kiliseye saygı nedeni ile boyu kısaltılmış. Girişinde savaştan kalma çok büyük tanklar fotoğraf çektirmek isteyenler için dizilmişler..  Müzenin kapısında “Kahramanlar hiçbir zaman ölmez, sonsuza kadar yaşar” diye yazıyor. Kısa bir tarih bilgisi vermek yerinde olacak. Ukrayna Yahudileri sayısal olarak çok fazla imiş. Savaş sırasında naziler sadece Polonya’daki Yahudileri değil Ukrayna Yahudilerini de kamplara götürüp öldürmüş, yakmış, kemiklerini un ve sabun yapımında kullanmışlar.1939’da Alman ordularının Polonya’ya saldırmasıyla başlayan savaşta hayatını kaybeden 28 milyon insanın 10 milyonu Ukraynalı. Kronolojik olarak tüm savaştan ve savaşın kötülüğünden bahseden müzede görsellik ön planda tutulmuş. Hayatımda ilk kez insan derisinden yapılmış eldiven ve insan saçlarından yapılmış döşek ve minderleri bu müzede gördüm. II. Dünya Savaşı’nda 30 milyon evladını yitirerek destansı bir direniş örneği sergileyen eski Sovyetler Birliği’nin savaşta yaşadığı acıları, kahramanlıkları bütün etkileyiciliği ile gözler önüne seren “Büyük Anayurt Savaşı” Müzesi Kiev’de mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri. Çok etkilendim ve üzüldüm. Savaşlar zaten tüm insanlık için çok kötü olaylarken bir de katliam ve vahşilik eklenince bir o kadar daha üzücü oluyor doğrusu. Müzede ayrıca halen devam etmekte olan Ukrayna  – Rusya Savaşı ile ilgili objeler de var. Şehit olanların fotoğrafları her yere bezenmiş durumda…

Çok etkilendiğimiz müze gezisinden sonra yürüme mesafesinde olan bir yerel restaurantta shynok tavuk yemeği yedik. Bizdeki içli köfte formunda hazırlanmış snitzel tavuk yemeği. Yanında şarap veya votka ile servis ediliyor.

 

Öğleden sonra ise en önemlileri Ayasofya (Sofiyskaya) Katedrali, Mihaylovskaya Manastırı, Göğe Yükseliş Kilisesi, St.Nikolai Kilisesi ve Aile İbadet Kiliseleri olmak üzere kiliseleri ziyaret ettik. En önemlileri dedim çünkü Perchka Lavra Manastırı (Mağara Manastırı) denilen bu güzel ve görkemli tepede yer alan manastır toplam 18 kiliseden oluşan bir kompleks. Tamamen Dinyeper Nehri manzaralı. Kiliselerin 12 tanesi yeryüzünde 6 tanesi ise yer altında yer alıyor. Yer altındakilerde azizlerin mezarları da bulunuyor. Bazı camekanlı tabutlarda azizlerin elleri kefenden dışarıya uzanmış ve halen çürümeden korunmuş şekilde kemikleri seçiliyor. Bizim Ürgüp Göreme Bölgesindeki yeraltı kiliselerini andıran tüneller ile iniliyor. Çok etkileyici… Çok sayıda turist bu Ortodoks Kiliselerinde hacı oluyor.

Daha sonra yine Perchka Lavra Bölgesi’nde yer alan Mikrominyatür Müzesi’ne gittik. Dünyada bir eşi daha olmayan müzenin kurucusu ve bütün eserlerin sahibi Ukrayna vatandaşı olan Mykola Syadristy imiş. Bütün eserleri kendi eliyle yapmış. İlk eserini yapması 1960′lı yılların başına uzanmakta imiş. Bu mikro eserlerin pek çoğu Guinness Rekorlar kitabına girmiş ve Türkiye dahil dünyanın pek çok ülkesinde sergilenmiş. Müzedeki eserlere merceklerle bakılmakta.. Bu eserler arasında, toplu iğnenin başındaki satranç takımı, saç teli içinde gül, dünyanın en küçük saati, iğne deliğindeki piramitler ve kervan, saç telinin ucuna adını ve soyadını yazması, dünyanın en küçük kilidi ve anahtarı gibi pek çok insanı hayret içinde bırakan eser bulunmaktadır. Bizim çok ilgimizi çekti sizin de beğenerek gezeceğinize eminim.

Akşam yemeğini Grill do Brasil’de aldık. Şişte et, tavuk ve mangal ateşinde pişirilmiş ananas yedik. Salata sınırsız. Burada da çok lezzetli şaraplarından içtik.

08 Haziran Cuma günü kahvaltıdan sonra meşhur Dinamo Kiev Stadı’na gittik. Otelimize çok yakın bir yerleşim bölgesinde. Şehrin ortasında kalmış.

Ortalama gelir yaklaşık 200 dolar civarlarında olmasına karşın şehirde jipler, spor arabalar ve lüks otomobiller çok sayıda var. Alışveriş Merkezlerinde gezdim. En bilinenleri Mandarin Plaza, Gülliver ve yer altı çarşısı Globus. Fiyatlar bazı ürünlerde çok ucuzken bazılarında da oldukça pahalı. Özellikle yerel votkalar çok ucuz. Nemiroff en ünlüsü.

 

Şehrin en popüler caddesi olan Kreshchatik Caddesi aynı zamanda alışveriş cennet durumunda. Uzunluğu 1100 metre olan caddede her türlü alışveriş imkanı var. Özellikle hafta sonları ve bayram zamanlarında cadde trafiğe kapatılmakta. Oldukça kalabalık ve turistlerin en fazla bulunduğu bir cadde olduğu için herkesin ihtiyacına yönelik alışveriş imkanları da sunulmakta.

Kreshchatik Caddesi üzerinde bulunan Rochen Çikolata dükkanı çok ünlü. Fiyatları da gerçekten çok uygun. Tavsiye ederim.

 

Genellikle Matriona, Matrioschka veya Babushka ismini verdikleri bizim ise Matruşka dediğimiz birbirinin içine geçen üçlü, beşli veya yedili olarak üretilen ahşap bebekleri, kışın soğukta evde çocuklarına oyuncak yapan oduncu İvan tarafından keşfedildiğini öğrenip gerçekten çok şaşırdım. Çok yerde satılan bu bebeklerin fiyatları seyyar satıcı veya dükkandan almanıza göre değişiyor. Ayrıca savaşta kullanılan topuz ya da gürz dediğimiz savaş aletine bulawa ismini veriyorlar ve ahşap hediyelik eşya olarak satıyorlar.

Alışverişlerimizi yaptıktan sonra Buddha Bar isimli resturantta da akşam yemeğimizi aldık. Burası geceleri eğlence merkezi durumunda imiş..

09 Haziran Cumartesi sabahı otelimizde kahvaltımızı yaptıktan sonra Kreshchatik Caddesi’nin sonunda bulunan Bağımsızlık Maydanı (Bizdeki Meydan)’na kadar dükkanları gezerek yürüdüm. Meydanda Özgürlük Anıtı çok görkemli…

Daha sonra Kazak Köyü’ne gittik. Şehrin içinde köy hayatı yaşıyorlar. Akşam yemeğimizi bu köyde yerel yemeklerle aldık.  Önce ballı ve vişneli likörleri olan nanidka likörünü ikram ettiler, daha sonra da  borş çorbası, vareniki isminde mantı ve balık köftesi yedik. Çok lezzetliydiler. İsterseniz bu iki yemeğin detaylarını vereyim.

Ukrayna’nın bir numaralı yemeği. İçerisindeki baskın olan şey pancar kökü. Tipik bir borş çorbasının içinde et (dana ya da domuz), sebze (pancar kökü, lahana, havuç, patates, maydonoz, soğan ve domates) olur. Belirleyici kısmı ise fermante pancar kökü suyudur. Fakat borş yalnızca bu şekilde yenmez. Özel bir yeme adabı ve kültürü vardır. Birkaç kaşık smetna (Türk yoğurduna benzer ama daha hafifi tatlı bir lezzeti vardır) ve papmuşka (sarımsak soslu küçük ekmekler) bu sıcak çorbanın yanına mutlaka olmaldır. Bu üçünü birlikte tüketirseniz gastro reseptörleriniz unutulmaz bir aroma yakalayacaktır. Ukrayna mutfağına ve yemek kültürüne giriş için en doğru başlangıç Borş çorbasıdır.

 

Vareniki

var

Ukrayna’da mutlaka yemeniz gereken iki numaralı yemek. Vareniki mayasız hamurdan yapılan bir çeşit mantı aslında. Hilal ve bazen kare şeklinde hazırlanır ve epey fazla çeşidi vardır. İç malzemesinde patates, kıyma, ciğer, kabak, balık, yumurta v.b. her şey olabilir. Tatlı dolgulu olanlarında da tipik olanlar kiraz v.b. ekşi ağırlıklı meyve parçaları ve çökelek peyniri kullanılır ve bu yemek gerçekten çok lezzetlidir.

Yemekten sonra tekrar otobüsümüze binip havalimanına ulaştık. 21.20 uçuşu ile Türkiye’ye döndüm.

Tarkan Kızartıcı

2 Comments

Add Yours →

Çok güzel ve açıklayıcı bir paylaşım Tarkan Bey emeğinize sağlık…

Güzel ve detaylı gezi yazınız için çok teşekkür ederim. Sizin verdiğiniz bilgiler ışığında, gittiğiniz yerlere gidip gezmeyi planlayan gezginler çok rahat edecekler. Diğer gezi yazılarınızı ve anı yazılarınızı bekliyorum. Selam ve sevgilerimle.

Bir cevap yazın