Vasa Müzesi – Stockholm – İsveç

Vasa Müzesi

Zamanın en büyük savaş gemisi Vasa, 1626 yılında İsveç Kralı Gustav II. Adolf’un emri ile Polonya Savaşı’nda kullanılmak üzere, Hollandalı gemi yapımcısı Henrik Hybertsson tarafından Stockholm’de yapılmış. Kendisine marangozlar, doğramacılar, heykeltıraşlar, boyacılar, camcılar, demirciler, yelken yapımcıları ve daha birçok esnaf yardım etmiş. Toplam dört yüz kişi Vasa’nın yapımı için çalışmış. Yapımı yaklaşık iki yıl sürmüş. On adet yelkeni taşıyabilen üç direği bulunan ve 64 top kapasiteli gemi, direğinden omurgasına kadar 52 metre yüksekliğine, pruvadan kıça kadar 69 metre uzunluğunda olup 1200 ton ağırlığında imiş. Bitirildiğinde, o güne kadar dünyada yapılmış olan savaş gemilerinin en büyük ve güçlüsüymüş. 
Denizde olduğu sürece itme gücünü yelkenlerinden alan Vasa savaş gemisi, 145 denizci ile 300 asker ve bunun yanı sıra askeri mühimmat taşıyacak kapasitede dizayn edilmişti.

10 Ağustos 1628 günü Vasa, Kvarnsholmen Tre Kronors Kalesi’nin hemen altındaki inşa edildiği tersaneden denize indirildi. Dev gemi limandan ayrıldı. Top kapakları açıktı, tüm toplar dışarıya dönüktü ve bir selâmlama atışı yapıldı. Deniz dalgalı olmadığı halde birkaç kuvvetli rüzgârdan sonra gemi yan yattı. Açık top kapaklarından içeri su girmeye başladı. Vasa, kıyıdan sadece 120 metre sonra yüzlerce Stockholmlünün gözleri önünde yan yattı ve denize indikten 15-20 dakika sonrasında battı. 445 mürettabat kapasiteli olan gemide, tören günü 150 kadar savaşçı vardı ve batan gemi ile birlikte mürettabatın en az 30’u öldü.

Geminin planları ve taslakları doğru çizilmiş ve tasarlanmış. Ancak Kral Gustav II. Adolf, gemi inşa edilirken top sayısının arttırılmasını emretmiş. Bu da planlara sadık kalınmayarak iki ek güverte daha yapılması gereğini doğurmuş. Böylece bordasına normalde taşıyabileceğinden daha fazla top, gülle ve silah alınmış. Üst kısımda artan ve çok yer kaplayan ayrıca çok da ağır olan silahlar yüzünden geminin altına sadece 120 tonluk safra denilen taşlar yerleştirilebilmiş. Normalde alttaki safranın hem hacim hem de ağırlık olarak fazla konulması geminin dengede durmasına neden olurken bu gemide tam tersi olacak şekilde bir mühendislik hatası yapılmış. Gemi bu nedenlerle batmış.

Kazadan sadece üç gün sonra gemiyi kurtarma çalışmaları başlamış ancak gemi deniz tabanında çamura saplandığı için çalışmalar sonuç vermemiş.

Anders Franzén adında gemi enkazları araştırmacısı, 17. yüzyıl belgelerinde yer alan bilgilerin rehberliğinde 1954-1956 yıllarının yazlarını, deniz motoru tarafından deniz dibinde sürüklenen borda kancaları kullanarak Vasa’yı aramakla geçirdi. 25 Ağustos’ta Franzén ile dalgıç Per Edvin Fälting birlikte yine bir batık gemi olan Beckholmen gemisini aradıkları sırada borda kancası meşe ağacından yapılmış büyük bir nesneye takıldı. Tesadüfen Vasa bulunmuştu!

Kurtarma çalışmaları 1957 yılında başladı. O günün şartlarında oksijen hortumları ile denizin dibine inen dalgıçlar geminin altına, oradan halatlar geçirebilecekleri şekilde tüneller kazmaya başladılar. Batışının üzerinden tam 333 yıl geçtikten sonra yani 24 Nisan 1961’de gemi 14.000’den fazla gevşemiş ahşap parçayla birlikte kurtarılarak su yüzüne çıkarıldı. Gemi ve tüm parçaları tek tek koruma uygulanıp muhafaza edildi ve parçalar daha sonra büyük bir yapboz bulmacasındaki gibi tekrar gemiye yerleştirildi.


Suyun altında bunca zaman kalan bir enkaz, işlemden geçirilmeden bırakılamazdı. Zaman içerisinde tahtalar çatlayıp dökülebilirdi. Uzmanlar uygun koruma yöntemleri üzerinde çalışırlarken, Vasa sürekli suyla ıslatıldı. Seçilen koruma maddesi, suya yavaş yavaş işleyen ve suda çözülebilen mum benzeri bir madde olan polietilen glikol (PEG) idi. PEG ile ıslatma işlemi yıllarca sürdü.

Vasa’nın bakımı ve başta ahşap olmak üzere koruması düzenli olarak yapılıyor. Enkaz battığında, demir somunlar paslanmış ve meşe keresteleri siyaha dönüştürmüş. Sonunda, keresteleri sadece tahta çiviler tutar duruma gelmişlerdir. Sudaki kir maddeleri tahtanın içine işleyen çok miktarda sülfür oluşturmuş. Bugün, sülfür tahtadan çıkmakta, oksijenle reaksiyona girmekte ve sülfürik asit oluşturmaktaymış. Asit de tahtaya hücum etmekte imiş. Vasa’nın uzun vadeli korunması için yapılan araştırmalar halen sürmekteymiş.

Vasa ile birlikte, 700 heykel de dahil olmak üzere 14.000 parça tahta cisim de kurtarılmış. Bunlar teker teker korunmuş ve daha sonra gemideki orijinal yerlerine yerleştirilmişler. Bu iş dev bir boz-yap gibi yapılmış. 17. yüzyıl gemileri sadece savaş makineleri değil, aynı zamanda da yüzen saraylarmış. Kurtarılan heykellerin üzerinde boya ve yaldız kalıntıları bulunuyormuş. Modern analizler, heykellerin siyah zemin üzerine gösterişli renklerle boyanmış olduklarını gösteriyor. Heykeller aslanları, dini kahramanları, Roma İmparatorlarını, deniz yaratıklarını, Yunan tanrılarını ve diğer önemli olguları temsil ediyorlarmış. Amaçları, İsveç Monarşisini yüceltmek ve onun gücüne, kültürüne ve politik hırslarına anlam kazandırmakmış.

Gemi 1961 yılında turistik ziyaretlere açılarak 1988 yılına kadar Vasavarvet isimli geçici bir tesiste temizlenmiş, yenilenmiş ve sergilenmiştir. Vasavervet sergi açısından yeterli olmadığı için İsveç hükumeti gemiyi bir müzeye taşımaya karar vermiştir.  Ardından sırf bu gemiyi sergilemek amacıyla özel bir yapı inşa edilerek müzeye dönüştürülmüş. Vasa, içine yerleştirildikten sonra müzenin tavanı kapatılmış. Vasa Müzesi, Viking Müzesi ve Abba Müzesi ile birlikte Djurgarden Adası üzerinde yer alıyor.

1990 yılında kapılarını açan Vasa Müzesi bugüne kadar 30 milyona yakın ziyaretçisi ile İskandinavya’nın en çok ziyaret edilen müzesi unvanını almış.

Vasa Savaş Gemisi, 1628 yılından geriye kalan, %95’i korunmuş durumdaki dünyanın tek savaş gemisi.. O tarihten sonraki 333 yıl insan eli değmediği için tam olarak 1628’i anlatıyor her parçası ile.

Vasa Müzesi içerisinde sergilenen en önemli eser elbette ki geminin kendisi. Geminin içerisine ziyaretçi alınmıyor ama özellikle Vasa Savaş Gemisi’ni sergilemek amacıyla inşa edilen yapı geminin etrafında 7 kat yükselerek ziyaretçilere gemiyi her açıdan görme imkanı tanıyor.

Bunun yanında bu katlarda hem geminin tarihçesine, hem dönemin sosyal hayatına ışık tutan sergiler yer aldığı gibi, gemiden çıkarılan tarihi eserler de sergileniyor. Bu sergilerden de kısaca bahsetmem gerekirse;

Face to Face isimli sergide gemi ile birlikte batarak ölen mürettebat ve ailelerinin (gemi limandan ayrılana kadar ailelerin de binmesine izin verilmiş) bulunabilen iskeletleri ve bu kişilerin hikayeleri sergileniyor.

Vasa Savaş Gemisi enkazında 11 kişinin iskeletine ulaşılmış ve elbette hiçbirinin kimliği tanımlanamıyor. Bu yüzden alfabetik sıra ile hepsine isim verilmiş.

Ve kemik incelemeleri ile yaşları, sağlıkları ile ilgili bilgilere ulaşılmış. Ayrıca teknoloji yardımıyla kurbanların canlı haldeki görüntülerinin nasıl olabileceği de çizilmiş.

Preserve Vasa Sergisi, geminin zamana ve tahribata karşı korunması için alınan önlemlerin anlatıldığı, görsellerle ifade edildiği bir sergi.

The Salvaging Sergisi, gemi enkazının bulunuşu ve denizden çıkarılması ile ilgili süreçler çeşitli videolar ve görsellerle anlatılıyor.

The Sailing Ship Sergisi, geminin yelkenlerine ayrılmış bir bölüm. Vasa Savaş Gemisi yola çıkarak battığında açık 4 yelkeni varmış ancak gemi enkazı bulunduğunda açılmamış halde 6 yelken daha bulunmuş. Sergide özellikle çocuklar için bir yelkenli gemiyi yüzdürme simülasyonu da yer alıyor.

Bunlar dışında Vasa Müzesi içerisinde çeşitli resimlerle 1628 yılında İsveç hayatının ve Savaş Gemisi etrafında Avrupa’nın betimlendiği His Majesty’s Ship Sergisi,

gemi enkazından çıkarılan tarihi eserlerin, mürettabata ait eşyaların sergilendiği Life On Board Sergisi,

Vasa Savaş Gemisi’nin denizde tahribata uğramadan önceki halinin ve renklerinin gösterildiği The Power And The Glory Sergisi

savaş gemisinin orijinalinin 1:10 boyutundaki birebir kopyasının sergilendiği The Vasa Model Sergisi,

hem Vasa Savaş Gemisi’nin yapılışını hem de o dönemdeki Stockholm Tershanesi’ni gösteren modellerin sergilendiği The Stockholm Shipyard Sergisi,

gemi enkazından çıkarılan silahların sergilendiği Battle Sergisi de son derece ilgi çekici sergilerden.

Vasa Müzesi içerisinde 16 farklı dilde gösterimi yapılan ve geminin tarihçesine değinen film de seyredebileceğiniz gibi içerisindeki restoran ve cafede yorgunluk da atabilirsiniz.

Müzeye giriş ücreti 150 SEK.

Vasa Müzesi 1 Ocak ile, 23, 24 ve 25 Aralık tarihleri dışında yılın her günü ziyarete açık. Ziyaret saatleri ise;

  • 1 Eylül – 31 Mayıs tarihleri arasında 10:00 – 17:00 (Çarşamba günleri kapanış saati 20:00’ye kadar uzatılıyor),
  • 1 Haziran – 31 Ağustos arasında 08:30 – 18:00

 Tarkan Kızartıcı Şubat 2020

1 Comment

Add Yours →

Müze çok etkileyici ve fotoğraflar da bunu çok güzel bir şekilde yazıyı okuyanlara yansıtmış. Savaş gemisinin özellikle 333 yıl boyunca bu şekilde kalabilmiş olması da çok ilgimi çekti. Sitenizi zevkle takip edeceğim bundan sonra.

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.